0232 347 39 49
info@ortapinar.com

ULUSLARARASI TİCARET HAKKINDA

Uluslararası ticaret, kendine has kural ve kaideleriyle yurt içi ticaretten daha kompleks bir yapıdadır. Alıcı ve satıcının farklı ülkelerde bulunması, birbirlerini tanımamaları, farklı dil kullanımı, iletişim sorunları bu yapının daha karmaşık olmasına yol açmaktadır. Buna ülkelerin farklı hukuka tabi olmaları, farklı ithalat mevzuatı, ihracat mevzuatı, gümrük mevzuatı ve kambiyo mevzuatları da eklenince bu yapı iyiden iyiye karmaşık hale gelebilmektedir. Ülkelerde yaşanan ekonomik ve siyasi sorunların yansımaları da tüm bunlara ek sorunlar olabilmektedir. Bu noktada firmalar, kendilerini garanti altına alacak mekanizma arayışına girerler. Sonuçta, ihracatçının temel beklentisi satmış olduğu malın bedelini zamanında, tam olarak alabilmektir. Alıcının iyi niyetten uzak mal bedelini ödememesi veya iyi niyetli olsa bile ödeme güçlüğü yaşaması, iflas etmesi, ülkeler arası politik anlaşmazlıklar ve kambiyo kısıtlamaları ihracatçının mal bedelini tahsil edememe riskini beraberinde getirecektir.

       Öte yandan ithalatçı, bedelini ödediği malın istediği kalitede, istediği zamanda, sözleşmeye uygun bir şekilde gönderilmesini bekleyecektir. Satıcının bu beklentiye uygun davranmaması, istenilen kaliteden farklı bir mal gönderilmesi, istenilen zamanda gönderilmemesi, ayıplı veya eksik mal gönderilmesi de alıcı açısından oluşan risklerdir.  

Ödeme ile ilgili riskleri minimize etme noktasında bankalar, seçilen ödeme şekline göre taraflar arasında köprü görevi görürler. Bankaların buradaki asli görevi ticareti güvenli hale getirmektir. Ödeme şekli belirlenirken, malın niteliği, mal meblağı, alıcı ve satıcı arasındaki güven ilişkisi, tarafların pazarlık güçleri, ülke ve firma riskleri gibi parametreler etkilidir. Keza, uluslararası ticarette ödeme şekillerinin bazıları alıcıyı bazıları da satıcıyı korumaktadır. Bu noktada, alıcı ve satıcıyı eşit bir şekilde korumaya çalışan, bankaların aktif rol aldığı sistem akreditifli ödeme yöntemidir. Bu yönteme dış ticarette sıklıkla başvurulmaktadır. Bunun nedeni taraflar arasındaki güven sorununun aşılabilmesidir. Bankalar tarafından sağlanan güven ortamının sürdürülebilirliği malın akreditif şartlarına uygun zamanda gönderilmesi, gerekli vesaikin eksiksiz ve zamanında ibrazı ile sağlanmaktadır.

       Akreditifli ödeme şeklinde bankalar, alıcı ile satıcılara iki taraflı güvence sağlarlar. Yapılan ticaret sonucunda satıcı, alıcının istediği şartlardaki malı, sözleşmede belirtilen tarihte gönderip, uygun vesaiki ibraz ettiğinde mal bedelini tahsil edeceğinden emindir. Alıcı ise istediği nitelikteki malı, istediği tarihte eksiksiz bir biçimde almadan mal bedelinin ödenmeyeceği konusunda emindir. Böyle bir güveni sağladığı için akreditif uluslararası ticarette en yaygın kullanılan ödeme şekillerinden biridir. Bu noktada, tarafların yükümlülükleri 1 Temmuz 2007’de yürürlüğe giren UCP 600 (Akreditiflere İlişkin Yeknesak Usuller ve Uygulama) ile belirlenmektedir. Bu kurallar Milletlerarası Ticaret Odası tarafından oluşturulmuş, tüm ülkelerde geçerli olan kurallardır. Akreditif işlemi; bankacılık hukuku, deniz ticaret hukuku, borçlar hukuku, sigorta hukuku dalları ile doğrudan ilişkilidir. İngiltere mahkemeleri tarafından verilen kararlarda, akreditiften “uluslararası ticaretin can damarı” olarak bahsedilmektedir.

       Bu yöntem uluslar arası ticaretin en güvenli ödeme yöntemi olmasına karşın en çok dikkat edilmesi gereken ödeme yöntemidir. Akreditifi düzenleyen yeknesak kuralların taraflarca iyi bilinmesi akreditifin rezerv riskini minimize edecektir. Zira, akreditif, ülkemiz de dahil olmak üzere pek çok ülke yasalarında düzenlenmemiştir. Yargıtay’ın da belirttiği üzere, ne Borçlar Kanunu (BK), ne de Türk Ticaret Kanununda (TTK) ne de diğer bir kanunda akreditifi düzenleyen bir hüküm bulunmamaktadır. Bunları düzenleyen hukuk metinleri ise ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Ulusal yasalarda düzenlenmemiş olmasına rağmen, akreditif hukuku, uluslararası hukuk alanında standart kuralların büyük ölçüde sağlandığı konulardan birisi olarak kabul edilmektedir. Akreditiflere ilişkin düzenlemeler, hukukçulardan ziyade, bu ödeme aracını bizzat kullanan tacirler tarafından uygulamadaki ihtiyaçlar doğrultusunda geliştirilmiştir.

Share on facebook
Share on twitter
Share on linkedin

Son Yazılar

VELAYET-4

Ortak Velayet Ortak velayet, Türkiye’de son yıllarda uygulamaya geçmiş olan bir müessesedir. Ortak velayet ile eşler, evliliğin sona ermesi ile

Devamını Oku